7/10/2007 - Kadir Gecesi her yıl tekrarlanmaz. Tarihte bir kezdir. Kur'a
“ليلة القدر Kadir gecesi” ifadesi, bir tamlama hâlinde Arap diline ilk kez Kadir suresi ile girmiştir. Bu sure inene kadar kimse böyle özel bir geceden haberdar değildi. Bu ayetten anlaşıldığına göre peygamberimiz de Kadir gecesinin ne olduğunu daha önceden bilmiyordu. Zaten cebinde ya da kolunda saati, masasında ajandası, olana-bitene tuttuğu bir günlüğü ve peygamberlik gelene kadar çevresinde kayıt tutan vak`anüvisleri olmayan birisinin böyle özel bir geceyi bilmemesi de son derece doğaldı.
İşte bu sure ile, peygamberimiz de dahil olmak üzere herkes öğrenmiştir ki Kadir gecesi; peygamberimizin bir Ramazan ayı gecesi, Mescid-i Haram`dan Mescid-i Aksa`ya yürütüldüğü, Cennet-ül me`vâ denilen yerde son sidre ağacının yanında Allah`tan ilk vahyleri aldığı gece, o önemli anlardır. Bir başka ifade ile Kadir gecesi; peygamberimizin Kur`an ile ilk kez tanıştığı gecedir.
Yüce Allah bu konuda başka bilgi vermemiş, bu bilginin bizler için yeterli olacağını takdir etmiştir. Demek ki, Kur`an`ın inmeye başladığı bu gecenin, M.S. 611 yılının Ramazan ayının hangi gecesi olduğu önemli değildir ve bunu bilmenin kimseye bir faydası da yoktur. Burada önemli olan, surenin mesajını doğru anlamak, dolayısıyla kerametin gecede değil, indirilende olduğunun bilincine varmaktır. Bu bakış açısı ile denilebilir ki, Kur`an`la meselâ 5 Ocak günü öğle saatinde tanışan bir insan için o gün, Kadir günü olur. Çünkü önemli olan Kur`an`la tanışmaktır ve hemen sonraki ayetten öğreneceğimiz gibi Kur`an`la kurulan ilişki bir ömürden daha değerlidir.
İşin gerçeği, yani Kur`an`ın bize söylediği bu şekilde olmasına rağmen, karanlığa taş atma itiyadında olan büyüklerimiz (!), Kadir gecesinin hangi gece olduğu konusunda epeyce mesai harcamışlar ve pek çok görüş üretmişlerdir. Bazılarını burada ibret-i âlem için, “Tefsir Esnafı”nın temel kaynağı olan Mefatih-ül Ğayb`den naklediyoruz:
“Kadir gecesinin hangi gece olduğu hususunda da ihtilâf edilmiştir. Sekiz farklı görüş ileri sürülmüştür. Bunlar: İbn-i Rezin, Kadir gecesinin, Ramazan ayının ilk gecesi olduğunu söylerken, Hasan el Basri yirmi yedinci gecesi olduğunu söylemiştir. Enes`ten de “merfu” olarak, bu gecenin yirmi dokuzuncu gece olduğu rivayet edilmiştir. Muhammed ibn İshak, yirmi birinci gece; İbn-i Abbas, yirmi üçüncü; İbn-i Mes`ud yirmi dördüncü; Ebu Zer el Gıfari, yirmi beşinci; Ubeyy ibn Ka`b ile bir grup sahabe, yirmi yedinci ve bazıları da yirmi dokuzuncu gece olduğunu söylemişlerdir.
Kadir gecesinin, Ramazan ayının ilk gecesi olduğunu ileri sürenler şöyle bir gerekçe getirmektedirler: Vehb, İbrahim peygamberin Suhuf`unun, Ramazan`ın ilk gecesinde, Tevrat`ın da İbrahim peygamberin Suhuf`undan yedi yüz yıl sonra Ramazan`ın altıncı gecesinde, Davud`a inen Zebur`un Tevrat`tan beş yüz yıl sonra Ramazan`ın on ikinci gecesinde, İsa`ya indirilen İncil`in de Zebur`dan altı yüz yirmi yıl sonra Ramazan`ın on sekizinde nazil olduğunu, Kur`an`ın ise, Peygamber`e, bir seneden diğer seneye kadar olan her Kadir gecesinde indiğini, Cebrail`in Kur`an`ı Beyt-ül Izze`den, yedinci kat gökten, en yakın semaya indirdiğini, böylece de Yüce Allah`ın, Kur`an`ı yirmi yıl, yirmi ayda indirdiğini rivayet etmiştir. Şimdi Ramazan ayı, bu kadar yüce şeylerin kendisinde meydana geldiği bir ay olunca, hiç şüphesiz ki bu ay, son derece kıymetli, şerefli ve muazzam olmuş olur. Dolayısıyla da, bunun ilk gecesi Kadir gecesi olmuş olur.
Hasan el Basrî`ye gelince, o, bu gecenin sabahında, Bedir Savaşı olup bittiği (meydana geldiği) için, bu gecenin Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olduğunu söylemiştir.
Bu gecenin, Ramazan`ın on dokuzuncu gecesi olmasına gelince, bu, Enes`in bu konu hakkında bir hadis rivayet etmesinden dolayıdır.
Bu gecenin yirmi yedinci gece oluşuna gelince Şafii, `su ve çamur` (Adem, su ile çamur arası bir şey iken, Peygamberin Nebi olması....) hadisinden dolayı bu görüşe meyletmiştir.
Büyük bir kısım ise, bu gecenin, Ramazan`ın yirmi yedinci gecesi olduğu kanaatindedirler. Bunlar bu hususta zayıf bir takım şu ipuçlarını ileri sürmüşlerdir:
Bir hadiste İbn-i Abbas, `Bu sure, otuz kelimedir. “ هى hiye” kelimesi ise yirmi yedinci kelimeyi teşkil etmektedir` demiştir.
Rivayet olunduğuna göre, Ömer, bu meseleyi sahabeye sormuş, sonra da İbn-i Abbas`a dönerek, `Ey ilimler dalgıcı, bu konuya bir gir, bir dalıver` demiş, bunun üzerine de Zeyd ibn Sabit `Muhacirlerin çocukları burada bulunduruldu da, bizim çocuklarımız burada bulundurulmadı` deyince de Ömer, `Sen bu sözünle, İbn-i Abbas`ın bir çocuk olduğunu söylemek istiyorsun, ama ne var ki, onda bulunan ilim sizde yoktur` demiş. Bunun üzerine İbn-i Abbas söze şöyle girmiş: `Allah`a en sevimli sayı, tek olan sayıdır. Tek olan sayıların en sevimlisi ise yedidir. İşte bundan dolayı O, yedi kat göğü, yedi kat yeri, yedi günden oluşan haftaları, yedi tabakalı cehennemi, sayısı yedi olan tavafı, yedi uzvu zikretmiştir. Böylece bu, bu gecenin Ramazan ayının yirmiyedinci gecesi olduğuna delalet eder.` (!)
İbn-i Abbas`ın şöyle dediği de nakledilmiştir: ` ليلة القدر leyletülkadr (Kadir gecesi) Arapça olarak dokuz harftir. Bu tamlama bu surede üç defa geçmektedir. Binaenaleyh, (çarpma işlemi yapıldığında =3 x 9) yirmi yedi olmuş olur.`
Osman İbn Ebi-l As`ın bir kölesi vardı. Bunun üzerine o köle, `Ey efendimiz, denizin suyu, bu ayın bir gecesinde tatlılaşıyor` deyince, Osman, `O gece olduğunda beni haberdar et...` dedi. Bir de ne görsünler, bu gece Ramazan`ın yirmi yedinci gecesiydi. (Denemesi bedava! Halep ordaysa arşın burada!)
Bu gecenin Ramazan`ın en son gecesi olduğunu söyleyenler ise şöyle demektedirler: Çünkü bu gece, bu aya ait taatların kendisinde tamamlandığı bir gecedir. Daha doğrusu, Ramazan`ın bu işi, tıpkı Adem, sonu da tıpkı Muhammed gibidir. (!) İşte bundan ötürü, bir hadiste, `Ramazanın sonunda, başından itibaren bu güne kadar, cehennemden azat edilen nefisler sayısınca, sadece, bu gecede azat edilir…` buyrulmuştur. Daha doğrusu Ramazanın ilk gecesi, bir oğlu olan kimse gibidir. Binaenaleyh bu gece, şükür gecesidir. En son gecesi de bir çocuğu ölen gibi, ayrılık gecesidir. Binaenaleyh bu son gece de, sabır gecesidir. Şimdi sen, herhalde sabırla şükür arasındaki farkı anlamış bulunuyorsun.” Saydığımız görüşler muhteremlerin kendi görüşleridir. Peygamberimiz ile uzaktan yakından alâkası yoktur. Modern araçlar ile geçmiş tespit edilebilecek olsa (ki inşallah olacak), en doğrusu o zaman ortaya çıkacaktır.
Kesin olarak biliyoruz ki Kadir gecesi, Kur`an`ın inmeye başladığı ilk gecedir. Bu, tarihte sadece bir kez yaşanmıştır. Her yıl tekrardan yeni bir Kadir gecesi yaşanmaz. Yani Kur`an her sene yeniden inmez. Sadece onun yıl dönümleri olur. Tıpkı doğum günü ve evlilik günü gibi. İnsan her sene doğmaz ve her sene evlenmez. Sadece yıldönümlerini kutlar.
www.HanifDostlar.com Sitesinden alıntıdır.
Kadir Gecesi her yıl tekrarlanmaz. Tarihte bir kezdir. Kur'an ile insanlığın tanışma gecesidir.
|